DOLAR

44,7511$% 0.05

EURO

52,8018% 0.01

STERLİN

60,7364£% 0.02

GRAM ALTIN

6.940,66%-0,29

ÇEYREK ALTIN

11.281,00%-0,44

TAM ALTIN

45.019,00%-0,45

ONS

4.824,95%-0,32

BİST100

14.252,50%0,35

BİTCOİN

3312919฿%-1.86852

ETHEREUM

104079Ξ%-2.72026

Sabah Vakti a 02:00
Sakarya PARÇALI BULUTLU 21°
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkâri
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • istanbul
  • izmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
a

Öteki Oda Sendromu Nedir?

Öteki Oda Sendromu’nu -kavramın adından da yola çıkarak- bir cümlede özetlememiz gerekirse;

“ En güzel oda, içinde bulunmadığımız odadır.”

Bir örnek üzerinden gidecek olursak;

Bir çocuk düşünelim. Tabağındaki yemeğin yiyebileceği kadarını yedikten sonra kendi vücudunun tepkilerinden yola çıkarak yeteri kadar yediğini ve doyduğunu söylüyor. Ve bunun üzerine bir ebeveyninden, bakım vereninden veya ondan büyük bir kişiden “ Hayır, yeterince doymadın. Yemek yemeye devam et. O tabak bitecek. Doyana kadar yiyeceksin.” Dendiğini düşünelim. Bu örnekte (elbette yeme bozukluğu olan veya farklı bir bozukluk tanısı almış veya alabilecek olan çocukları örnek dışında bırakarak) çocuk yiyebileceği kadar yemeği yediğine, karnının doyduğuna ve daha fazla yemek yememesi gerektiğine veya yemeyi istemediğine karar vermiştir. Ancak bu kararların “yanlış” olduğunu belirten bir cevap almıştır. Üstelik bu cevap bir ebeveyn, bakım veren veya ondan büyük bir kişi tarafından sıklıkla -belki de her koşulda- verilmiştir.

Çocuk, sürekli aldığı kararların “yanlış” olduğunu ve “doğru” kararın başkasının verdiği karar olduğunu gösteren durumlarla karşılaşıyordur. Peki bu durumda çocuk ne düşünür? İlerleyen yıllarda ne düşünecektir?

Bu durumda çocuğun zihninde “Ben doğru kararlar alamıyorum.”, “ Doğru kararları her zaman ben değil, bir başkası veriyor.”, “ Tek başıma karar alırsam bu yanlış olacaktır. Bu nedenle başkasının karar vermesi gerekir.”, “ En doğrusu benim adıma başkalarının verdiği kararlardır.” Düşünceleri yer edinecektir. Bir başka deyişle bireyin merkezi içten dışa taşacaktır. İlerleyen süreçte ise çocuk artık yetişkin bir birey olarak, her zaman bir başkasına ihtiyaç duyma ve bunun arayışında olma, bağımsız karar alamama, aldığı kararları çoğu zaman bir başkasına onaylatma gereği duyma gibi pek çok sorunla karşılaşma ihtimali artacaktır.

YORUMLAR

s

En az 10 karakter gerekli

Sıradaki haber:

Proust Etkisi Nedir?

HIZLI YORUM YAP

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.